Archive for Şubat, 2010
Çarşamba, Şubat 24th, 2010
Alanya tatil cenneti , Antalya iline bağlı turistik ilçedir. Antalya’ya 120 km. uzaklıktadır. İlçe, 745 adet turistik tesis ve toplam 114.711 yatak kapasitesi ile sahip Türkiye’nin en çok turist çeken yeridir.
Akdeniz ikliminin hakim olduğu ilçede narenciye üretimi ve seracılık çok gelişmiş tekniklerle yapılmaktadır. Anamur’dan sonra muzun yetiştiği tek yerdir. Tropikal tüm meyveler yetişmektedir.
Denizi, kumu, güneşi, kalesi, dim çayı, yerleşik Almanları ve Amat Bilir’i ile meşhurdur.
Alanya, ülke turizminde önemli paya sahiptir. 1980′li yıllarda başlayan turizm atılımı sayesinde şehir, bu günkü halini almıştır.ilk başlarda apart otellerin yoğun olduğu ilçede, günümüzde 1.000 kişi kapasiteli tesislerden 3.500 kişi kapasiteli devasa tesislere kadar pek çok çeşit ve türde turistik tesis mevcuttur
GEZİLECEK YERLER
Alanya Kalesi: Alanya Kalesi zamanımıza kadar korunan tek Selçuklu kalesidir. 1225 yılında Roma Kale kalıntılarının yerine Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yeni bir kale yaptırılmıştır. 83 kule ve 140 burca sahip , üç sıra surlarla çevrili olan kale bütün olarak iç ve dış kale bölümlerinden oluşur. Aya Yorgi Kilisesi, Kanuni Sultan Süleyman Camii, Akşabe Sultan Türbesi Selçuklu Hamamı, Arasta, Bedesten, Sitti Zeynep Türbesi, Sultan Alaaddin Sarayı, irili ufaklı sarnıçlar, deniz feneri ve zindandan oluşan kale bir tarih hazinesidir.
Kızıl Kule: Adını alt ve üst kısımlardaki kesme taşlardan alan Kızıl Kule 1226 yılında yapılmıştır. Bugün bile sapasağlam ayakta duran kulenin doğu cephesi ile batı cephesi arasındaki oturduğu yerin konumu nedeniyle, 2m.lik bir yükseklik farkı vardır. Sekizgen şeklindeki kule beş katlıdır. Zemin katın ortasından yukarı doğru, beşinci kata kadar yükselen bir bölüm bulunmaktadır. Su sarnıcı görevini üstlenen bu bölüm kulenin omurgası durumundadır. Zemin kat etnografik müze olarak hizmet vermektedir.
Antik Kentler
Leartis-Learti (Mahmutlar Harabeleri): Büyük ören yada büyük kilise diye de adlandırılan bu yer ilçenin kıyı boylarındaki irili ufaklı tepelerin yamaçlarında kurulmuştur. İlçe merkezine 22 km. uzaklıktaki kentte kiliseler, hamamlar, sarnıçlar, iskan merkezleri, küçük bir stadyum tiyatro, sütunlu caddeler ve tapınakar mevcuttur.
Syedra Harabeleri: Syedra Kenti M.Ö. 3. yy. da, bugünkü Kargacı ve Seki köylerinin sınır oluşturduğu bir tepede kurulmuştur. Tepe üstündeki bölümün kentin merkezi olduğu bilinen Syedra ve yöresinde bulunan kitabelerden kentin Roma kalıntısı olduğu anlaşılmaktadır. Kentin anıtsal giriş kapısının lentosu hala sağlamdır. Sütunlu caddenin iki yanında, çeşitli amaçlarla yapılmış tarihi eserler ve mozaikler görülür. Şehrin içinde muhtemelen su deposu olarak kullanılmış üç havuz vardır.
Lotape (Aytap) Liman Kenti: Aytap Alanya’nın 30 km. doğusundadır. Bugünkü Akdeniz kıyı yolu bu Roma kentinin ortasından geçmektedir. Kral Antichus’un karısı Iotape’ın anısına kente bu adı verdiği bilinmektedir. Kentin 50-100 m. boyutlarında bir limanı vardır. Yarımada şeklinde oldukça yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş kalesine oldukça zor çıkılmasına karşın görülen manzara tüm yorgunlukları unutturacak güzelliktedir. Iotape kentinin antik caddesi, hamamı, kilisesi, nekropol ve akropolü çevrede bulunan değer antik kentler içinde en iyi ayakta kalanlarıdır. Tek odalı, üstü kapalı mezar odaları da kentin antik kalıntıları içindedir.
Selçuklu Tersanesi: 1228 yılında yaptırılan tersane 56,5 m. uzunluğunda , 44 m. derinliğinde ve 5 gözlüdür. Tersane güneyden gelebilecek tehlikelere karşı, iki katlı, iki odalı bir kule ile güçlendirilmiştir.
Camiler
Süleymaniye (Kale) Cami: Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan caminin 16. yy. da bir Selçuklu tapınağının üzerine inşa edildiği bilinmektedir. Kapı ve pencerelerdeki ağaç bölümler Osmanlı ağaç işlemeciliğinin en güzel örneklerindendir.
Emir Bedrüddin Cami: Günümüzde Andızlı Cami olarak bilinen cami adını hemen yanındaki andız ağacından almıştır. 1227 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılan caminin yanında kesme taşlardan yapılma çok yüksek olmayan minaresi yer alır. Minberi oymacılık sanatının en güzel örneklerindendir.
Akşebe Sultan Mescidi: Akşaba Sultan Alanya kalesinin ilk kumandanlarındandır. Mescit kendisi tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Batısında kendine özgü mimarisi olan bir minare vardır.
Kervansaraylar
Alara Han: Alanya-Manavgat sınırını oluşturan Alara Çayı’nın denizden 9 km. kuzey yönünde inşa edilmiştir. Alanya’ ya 35 km. uzakta olan Alara Kervansarayı 1232 yılında Sultan Alaaddin Keykubat tarafından 2000 m² lik bir alanda tamamen kesme taşlardan yapılmıştır. Nöbetçi Kulübesi, bugün bile tüm özelliğini koruyan çeşmesi, mescidi ve hamamı ile görülmeye değer bir eserdir.
Şarapsa Kervansarayı: Alanya – Antalya asfaltının 15. km. sinde yolun üst kısmındaki yaklaşık 850 m² lik bir alan üzerinde, Sultan Alaaddin Keykubat’ın oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1236 – 1246 yılları arasında yaptırılmıştır.
Mağaralar
Damlataş Mağarası
Büyük Dipsiz Mağarası
Çimeniçi Mağarası
Dim Mağarası
Beldibi Mağarası
Derya Mağarası
Diğer Önemli Mağaralar
Hasbahçe Mağarası: İlçenin Küçük Hasbahçe mahallesi iniş dibi mevkiinde, kente 4 km. uzaklıktadır. Damlataş Mağarasından birkaç misli büyük olan mağarada derinlemesine bir araştırma yapılmadığı için fazla bir bilgi yoktur.
Kadı İni Mağarası: İlçe merkezinin 15 km. kadar kuzeydoğu istikametinde, Çatak mevki denilen yerde bulunmaktadır. Çevrede bulunan piknik yerleri yöreye ayrı bir canlılık vermektedir.
Korsanlar Mağarası: Korsanlar Mağarası eskiden etrafa korku saçan korsanların soygunlardan elde ettikleri malları depoladıkları ve kaçırdıkları kızları tuttukları yer olarak ün salmıştır. Mağara tahminen 10 m. genişliğinde 5-6 m yüksekliğinde olan ağız kısmı teknelerin rahatlıkla içeri girmesine olanak sağlar. İçeride cami kubbesi gibi insanın üzerini örten rengarenk taşları ve kuzeye uzanan karanlığı görmek mümkündür.
Aşıklar Mağarası: Aşıklar Mağarasının kapısı deniz yüzeyinden iki metre yükseklikte ve insanın girebileceği büyüklüktedir. Bu kapı sarkıt, dikit ve sütunlarla süslenmiştir.
Fosforlu Mağara: Korsanlar Mağarasına benzer bir görünüme sahip olan Fosforlu Mağaranın kapısı teknenin içeri girmesine olanak sağlayacak büyüklüktedir. Deniz dibinde oluşan renkler görülmeye değer.
NASIL GİDİLİR
Antalya’dan Alanya/Side istikametine doğru yola çıkıyorsunuz, yaklaşık 40 KM sonra Serik çıkışına vardığınız zaman Boğazkent Beldesine (Sağa-Sanayi sapağı) sapıyorsunuz, 2-3 km ilerlediğiniz yolda Melek Çiftliği’nin girişini yolun sol tarafında göreceksiniz….
NE YENİR
Alanya’da klasik yemeklerin yanı sıra yöresel yemeklerinde tadına bakabilirsiniz.
-Yarpuzlu Akdarı Çorbası
-Döğme Aşı
-Şepit
-Bumbar
-Ülübü Yemeği
-Taze Bakla Yemeği
-Kırtakı
-İçli Bazlama
-Etli Göleviz
-Öksüz Helvası
Alanya yöresine özgü yemeklerdir
Meraklısına duyurulur……
ALANYA’DA NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubat’ın yaptırdığı Alanya Kalesini gezebilirsiniz.
-Yaklaşık 780 yıllık Kızıl Kule’yi gezebilirsiniz.
-Başta Damlataş Mağarası olmak üzere Alanya’nın sayısız mağaralarını keşfedebilirsiniz
-Alanya’daki tarihi kalıntıları,Camileri;Kervansarayları gezerek tarihe yolculuk yapabilirsiniz.
-1228 yılında yapılan Selçuklu tersanesini gezebilirsiniz.
-Alanya Müzesini ziyaret edebilirsiniz.
-Yöre balıklarını tadabilirsiniz
Alanya ziyaret edilecek güzel tatil cenneti bölgelerinden biridir.
Posted in Tatil Yerleri | No Comments »
Salı, Şubat 23rd, 2010
İzmir’in ve Türkiye’nin en gözde turizm beldelerinden biri olan Çeşme deniziyle, kumsallarıyla ve tesisleriyle ön plana çıkmaktadır. Sadece yerli turistlerin değil aynı zamanda yabancı turistlerinde en çok tercih ettiği bölgedir.
GEZİLECEK YERLER
Çeşme kalesi : 2. Beyazıt tarafından 1508 yılında diktörtgen biçiminde yaptırılan kale, 6 kulesi ve üç yanındaki hendeklerle muhteşem bir görüntü oluşturur. İlk yapıldığı zamanlarda denize sıfır olarak inşaa edilen kale, zaman içerisinden denizin doldurulmasıyla daha içte kaldı. Tarihi kalede Uluslararası Çeşme Müzik yarışması ve 2-7 Temmuz tarihleri arasındaki Çeşme Festivali düzenlenir. Kaleyi ziyaret ettiğinizde, az önce anlattığımız büyük Türk komutanı Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa’nın yanında aslanı bulunan heykelini de göreceksiniz.
Altın kumsallar ve Ilıca
2 Km`ye yakın uzunluktaki geniş ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Çeşme’nin en büyük ve popüler turizm merkezidir. Denizin içinden kaynayan sıcak termal sular, Ilıca plajını ve yöredeki diğer plajları büyük birer termal havuz haline getirir. Ilıca`daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Birçok küçük otel ve pansiyonlar da bile kaplıca suyu vardır. Çeşme plajlarının ve özellikle Ilıca plajının en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olmasıdır. Özellikle termal kaynaklarla beslenen sığ sularda, ultraviyole ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiştir. Bunların yanı sıra, bu plajlardan çocukların yararlanma olanakları sağlık ve can güvenliği bakımından elverişlidir
Boyalık Koyu
Yaklaşık 5 Km. uzunluğunda çok güzel plajlara sahip bir koydur. Ilıca plajının karakteristiklerini gösteren bu koy, bugün Çeşme`nin en hızlı gelişen turizm alanlarından biridir. Koyun orta kısmında yer alan Kalem Burnunun karayla birleştiği yerde, yapıldığı yıllarda Türkiye`nin en büyük ve en modern konaklama tesisleri olan yapılar bulunur
Kervansaray
1528 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Kervansaray Çeşme’ye ayrı bir özellik katar. Tarih içinde özellikle yabancı tüccarların konaklaması için kullanılan kervansayaray günümüzde 45 odalı bir otel olarak hizmet vermekte. Kervansaray’da ayrıca gece eğlence mekanları ve alış-veriş merkezledri de bulunmakta.
Müzeler
Çeşme’nin tarihi zenginleklerini en iyi, müzelerdeki tarihi eserlerin çokluğu ve kalitesi gözler önüne sermektedir.
Çeşme Müzesi: Daha çok Erythrai, Çeşme ilçe merkezi Alaçatı ve Kalemburnu yöresinden çıkan eserlerin sergilendiği tarihi Çeşme Kalesinde bulunan Çeşme Arkeoloji Müzesinde 320 adet arkeolojik 126 adet etnografik eser ile 31 adet sikke, toplam olarak 477 adet eser teşhir edilmektedir.
Müze Tel: 0.232.712 66 09
Ziyaret Saatleri: 08.30-12.00/13.00-17.00
Ziyaret Günleri: Pazartesi hariç her gün.
Erytrai (Ildırı)
Ildırı köyünün antik dönemdeki adı Erythrai’dir. Erythrai sözcüğünün Yunancada “kırmızı” anlamına gelen Erythros’tan türediği, kent toprağını kırmızı renginden dolayı Erythrai’nin “Kızıl Kent” anlamında kullanıldığı sanılmaktadır. Bir başka varsayıma göre ise kent adını ilk kurucu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythros’tan almıştır. Kentte ele geçen bulgular, bu yörede ilk Tunç Çağ’ından bu yana yerleşimin olduğunu göstermiştir. İkinci kolonileşme döneminde kent, Atina Kralı Kadros soyundan gelen Knopos yönetimindeydi. Başlangıçta krallık ile yönetilen kent sonraları yine kral soyundan olan ancak halkın seçtiği Basileuslar tarafından yönetildi. Ion kentlerinin aralarında kurdukları Panionion dinsel ve siyasal birliğe katıldılar. Kent Pythagoras’la birlikte kısa süreli tiranlık dönemi yaşamış, bu dönemde üreterek dışarı sattığı değirmen taşlarıyla önem kazanmıştır.
Erythrai, Lidya ve daha sonra da Persler’in eline geçer. Pers boyunduruğuna karşı diğer Ion kentleri gibi ayaklanmaya katılan kente, bütün Ion kentleriyle birlikte M.Ö. 334′te İskender, bağımsızlığını kazandırır. İskender’in ölümünden sonra çıkan kargaşalar sonucu birçok el değiştiren Erythrai Pergamon (Bergama) Krallığı’nın eline geçer. M.Ö.133′ te Roma İmparatorluğu içinde özgür bir kent statüsü kazanır. Bu dönemde şarabı, keçileri, değirmen taşları ve kadın kahinleri Sibyl ile Herophile ile ün kazandı. M.Ö.1 yy.da depremler, savaşlar ve Romalı komutanların yağmaları yüzünden büyük yıkıma uğrayan yöre; 16.yy.dan sonra Ilderen ve Ildırı adlarıyla anılmaya başladı
NASIL GİDİLİR
İzmir’e yaklaşık 80 km mesafede bulunan Çeşme’ye iki farklı karayolundan gidilebilir. İstanbul gibi diğer şehirlerden de direkt otobüs seferi bulunmayan Çeşme’ye İzmir aktarmalı gitmek durumundasınız. İzmir otogarından Çeşme’ye yaz kış hareket eden otobüsler bulmak mümkün. Özel aracınızla gidiyorsanız, Gaziemir’den ya da İzmir’in içinden Çeşme tabelalarını takip edebilirsiniz. 80 km’lik Çeşme-İzmir otobanını rahat ve hızlı bir yolculuk için ideal. Yolun sonunda Çeşme’ye varmak düşüncesi yolun sıkıcılığını biraz olsun azaltıyor. Çeşme’ye varmadan, yolun sağ tarafında önce Alaçatı’nın modern yel değirmenleri karşılar sizi. Arkasından yol Ilıca’yla devam eder. Buradan sonra Çeşme 6 km’lik keyifli bir yol sizi beklemektedir.
Uçakla ulaşımı İzmir Adnan Menderes Havaalanı bağlantısıyla yapabilirsiniz. Buradan özel araç kiralayarak yolculuğunuza devam edebilirsiniz. Ayrıca Çeşme’ye deniz yoluyla da ulaşabilirsiniz. Yaz sezonu boyunca Sakız Adası ve Çeşme arasında feribotlar çalışır.
NE YENİR
Çeşme’de istediğiniz her şeyi yiyebileceğiniz sayısız restoranlar bulunuyor.
Özellikle akşam saatlerinde şenlenmeye başlayan Çeşme sokaklarında, kendinize bir restoran arayabilirsiniz.
Ayrıca yöresel yemeklerinde tadına bakabilirsiniz.
-İzmir Kumrusu
-Sakız Reçeli
-Lokma Tatlısı
-Sakızlı Dondurma
-Her Türlü Balık Çeşidi
Çeşme yöresine özgü yemeklerdir
Meraklısına duyurulur……
ÇEŞME’DE NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Zeytinlerini ve Çeşme üzümlerinden yapılmış şarabını deneyebilirsiniz.
-Çeşme Müzesini gezebilirsiniz.
-Çeşme Kalesini gezebilirsiniz.
-Kaplıcalara giderek şifa bulabilirsiniz.
-Yat gezilerine katılarak muhteşem Ege adalarını gezebilirsiniz.
-Eşek Adasına giderek eşeklere karpuz kabuğu atabilirsiniz.
-Erythrai kalıntılarını gezebilirsiniz.
-Harika Ilıca plajından denize girme keyfini yaşayabilirsiniz.
-Çeşme Kervansarayını gezebilirsiniz.
Posted in Tatil Yerleri | No Comments »
Salı, Şubat 23rd, 2010
İlçe merkezi, Kalkan ve Gelemiş Köyü’nde son yıllarda turizm, hızlı bir şekilde gelişmektedir. Bu nedenle turistik tesislerin sayısı hızla artmaktadır. Kaş özellikle dalgıç turizmi bakımında ülkemizin önde gelen merkezlerinden biridir.
Meis Adası’na en yakın noktayı oluşturan Kaş’ta tarihi eserleri ve doğa güzellikleriyle önemli turizm potansiyeli vardır. Bir dil gibi denize uzanan Çukurbağ Yarımadası üzerinde yeni yapılmış modern oteller yarımadayı süslemektedir. Kaş’ın içinde tertemiz sularıyla Büyük Çakıl Plajı, Küçük Çakıl Plajı ve Akçagerme Plajı gibi plajlar vardır. Ayrıca kayıkla Çayağzı Plajı’na da gidilebilir.
Kaş’ın etrafında yer alan 6 adet mağaradan Kaş’a 18 km. uzaklıktaki Mavi Mağara, Aşırlı Adası Deniz Mağarası, güvercinleri ile ünlü Güvercinlik Mağarası en ünlü olanlardır. Bu arada Kaputaş Plajı da bir dünya harikasıdır.
Kaş zengin tarihi yanında gün geçtikçe daha çok rağbet gören trekking, dağcılık, rafting gibi doğa etkinlikleri içinde sayısız olanaklar vermektedir. Doğa ile başbaşa olmak isteyenler için Gömbe’deki Yeşilgöl ve Uçarsu Şelalesi iyi bir seçenek oluşturmaktadır. Akdağ’ın dibinde bulunan Gömbe, Kaş’tan 70 km uzaklıktadır. Akdağ ise Batı Torosların Kızlar sivrisinden sonra en yüksek zirvesidir. Burada bulunan küçük göller dikkat çekicidir.
Gömbe’de Komba antik kenti ve buradan 13 km. uzaklıkta Nisa antik kenti vardır. Ayrıca Kaş içinde Kandyba antik kenti vardır. Bunların dışında Kaş’a 12 km uzaklıktaki Phellos antik kenti görülebilir.
Kaş çevresindeki önemli yerlerden biri de Kekova’dır. Kekova’ya Kaş’tan tekne ile gidildiği gibi karadan üç Üçağız’a gidilip kayıkla da gezilebilir. Burada batık şehir görülebilir. Kaş’ın etrafında adı bilinen Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri daha vardır. Pek çok adı ve geçmişi bilinen veya bilinmeyen tarihi eser mevcuttur. Örneğin Tüse Köyü’nün yakınındaki alçak bir tepe üzerinde Tysse adında küçük yerleşme görülür.
GEZİLECEK YERLER
Gömbe:Kaş’a 60 km. mesafede, Elmalı yolu üzerinde bulunur. Yol boyunca çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı ormanlar adeta köyleri gizlemeye çalışır görünümdedirler.Gömbe, soğuk suları ve elma bahçeleriyle ünlü bir yayladır.
Turistik amaçlı hizmet veren konaklama merkezleri, yöreye ait kokulu otlardan hazırlanan geleneksel yemeklerin lezzeti , tabiatla bütünleşmenize yardımcı olacaktır.Bölgenin en yüksek dağı Akdağ (3024 metre) buradadır.Yeşilgöl ve Uçarsu, yaz sıcağından kaçmak, doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için serin ve temiz havası ile ideal yerlerdir. Yöre, dağlardan toplanan kar ile yapılan dondurması ve kar şerbetiyle ünlüdür.
Kalkan (Kalamaki):Kaş’a bağlı belde olan Kalkan, Kaş’a 25 km. uzaklıktadır.Görülmeye değer bir koyun kıyısına kurulmuştur.Otelleri, pansiyonları, restoranları ve alışveriş mekanları ile her yıl binlerce turist çekmektedir.
Kalkan’ ın mimari yapısı ve kent dokusu fazla bozulmamıştır.Yat limanı, uğrayan teknelerin her türlü ihtiyacını karşılamaktadır. Çok sayıda güvercini barındırması nedeniyle Güvercinlik Deniz Mağarası olarak anılan mağara, Kalkan’ a 2 km. mesafededir ve mağaraya teknelerle gidilebilir.
Saklıkent:Kaş’a 60 km. mesafededir. Bir doğa harikası olan Saklıkent Kanyonuna, ahşap 100 metre uzunluktaki bir köprüden geçilerek ulaşılır. Kanyonda hizmet veren lokanta ve alabalık çiftlikleri bulunur. Kanyonun uzunluğu 18 km. kadar olup, 6 kilometresi yürüyüş yapmak için çok uygundur. Yaz sıcağından kaçmak, serin sularda yüzmek ve ulu çınar ağaçlarının altında dinlenmek isteyenler için ideal bir yerdir.
Antik Kentler
Antiphellos:Antik kentten günümüze ulaşan eserlerin başında şehrin kuzeyinde kayalara oyulmuş mezarlar ile dört bir tarafa serpilmiş Likya lahitleri gelir. Lahitlerin en görkemlisi, bugün Uzunçarşı Caddesi’nde bulunan ve halk arasında Kral Mezarı olarak adlandırılan Likya Yazıtlı Anıt Mezar’dır (M.Ö.4.yy.).
Antiphellos’da bulunan önemli eserlerden bir tanesi de Kaş Antik Tiyatrosu’ dur (M.Ö.1.yy). 4 bin kişilik seyirci kapasitesine sahip olan yapı M.S.2. yüzyılda onarım görmüştür. 26 basamaktan oluşan tiyatronun sahnesi yoktur ve yapının en önemli özelliği Anadolu’daki denize cepheli tek tiyatro oluşudur.
Tiyatronun kuzey-doğusunda Akdam olarak adlandırılan dor tipinde M.Ö. IV. yüzyıla ait ev tipi bir mezar vardır.Yapı, doğal kaya kesilerek yapılmıştır. 3.5 metre yüksekliğindedir ve içerisinde elele tutuşarak dans eden 24 kız figürü bulunmaktadır.Hastane Caddesi üzerinde, dış yüzü muntazam kesme taş kullanılarak yapılmış olan Tapınak bulunur. Yapının temel taşlarının Roma Dönemi’nden kaldığı tespit edilmiştir.
Patara (Ovagelemiş):Kaş’a 41 km. mesafededir. Antik kent, limanın doğu yakasında geniş bir alana yayılmış durumdadır. Kent ve limanı, yaklaşık 3 km. uzunluğundaki vadinin girişindedir. Patara Limanı, Xanthos (Eşen) Çayı’nın getirdiği alüvyonlarla dolunca bugünkü görünümünü almıştır. Kentin adından ilk kez Herodotos söz eder. Rivayete göre Patara, kentin kurucusu, Su perisi Lykia ile Apollon’un doğduğu yerdir. Şimdilik şehrin tarihi M.Ö. VI. ve V. yüzyıla kadar çıkarılmaktadır.
Şehir Bizans Dönemi’nde de önemli bir konum edinmiştir. Zira ‘Noel Baba’ olarak adlandırılan Saint-Nicholas Patara’lıdır. Hz. İsa’nın havarilerinden Saint Paul, Roma’ya gitmek için Patara’dan gemiye binmiştir ve Patara, Erken Hiristiyanlık Dönemi’nde Piskoposluk merkezi olmuştur.
Patara’ya girilirken yol üzerinde Likya tipi Roma Devri mezar anıtları görülür. Girişte üçgözlü Zafer Takı, sular altında kalmış üç nefli Liman Kilisesi ve Hurmalık Hamamının kalıntıları vardır.
Bunun 100 m. ilerisinde son kazılarda Likya şehirleri arasındaki mesafeyi gösteren yol kılavuzu bulunmuştur. Klavuz, Dünya karayollarının en eski ve en kapsamlı yol levhasıdır. Antik kentte yer alan Vespasianus Hamamı M.S. 69-79 yılında inşa edilmiştir. Hamamın yanındaki patika izlenirse, Patara’ nin mermer döşeli ana caddesine ulaşılır. Caddenin ilerisinde Bizans Kalesi’nin geniş duvarları ile karşılaşılır. Bu kalenin doğusunda Korint Tapınağı ve baıi ucunda Bizans Kilisesi yer alır.
Patara Tiyatrosu (M.Ö.2.yy.) bir yamacın eteğine kurulmuştur ve tahmini 10.000 kişiliktir. Tiyatronun kumla kaplı olan bölümleri temizlenmiş ve yapı ortaya çıkarılmıştır. Patara antik kentinde yapılan arkeolojik kazı çalışmaları devam etmektedir.
Patara Plajı, 18 km. uzunluğu (en dar 280m. en geniş bölümü 1500 m. ulaşan ölçümü) ile Türkiye’nin en uzun kumsalına sahip plajıdır. Çevre Bakanlığınca ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edilen Patara plajı, Caretta-Caretta deniz kaplumbağalarının üreme alanıdır. Bölgede, Caretta-Caretta’ ların üreme dönemlerinde kaplumbağaların ekolojik ortamlarının devamı için, koruma tedbirleri titizlikle uygulanmaktadır.
Turistik bir yöre olan Patara’ da çok sayıda konaklama tesisleri, otel, motel, pansiyon, alışveriş merkezleri ve leziz yöresel yemeklerin yapıldığı restoranlar bulunmaktadır. Ayrıca seracılık da büyük gelişim kaydetmiştir.
Xanthos:Kaş’a 45 km. mesafede Kinik beldesindedir. Eşen Çayı’nın doğu kıyısında kurulmuş, Likya Birliği’nin başkentidir. Kentin akropolisinden elde edilen yüzey buluntuları yerleşme tarihinin M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzandığını ortaya koyar.
Antik kentteki ilk araştırmalar 1838′de İngiliz Charles Fellows tarafından yapılmıştır ve ne yazık ki görkemli mezar anıtları, Nereidler Anıtı, Harpyler Anıtı, Payave lahdi, Aslanlı Mezar, British Museum’a kaçırılmıştır.
Kent surları Roma ve Bizans Dönemleri’nde onarılarak çeşitli ilavelerle güçlendirilmiştir. Güneyde, M.Ö. 2. yüzyıla ait kapı yer alır. Bu kapının arkasında İmparator Vespasianus’a ait dor düzenli Zafer Kemeri görülür.
Güneybatıda kentin ilk kurulduğu yer olan Likya Akropolisi vardır. Artemis’e ait olduğu düşünülen bir tapınağın kalıntıları ile bir Bizans Kilisesi akropoliste bulunur. Kuzeydeki Roma Akropolisinde ise görkemli bir manastır dikkati çeker. Tiyatro, Roma Dönemi’ne aittir ve 2. yüzyıla tarihlendirilir.
Felen Yaylası (Phellos):Kaş’a 12 km. mesafede Felen Yaylası üzerinde, çevreye hakim tepelerde kurulmuştur. Phellos M.Ö. IV. yüzyılda oldukça önemli bir kentti. Antiphellos şehri, Phellos’un limanı idi. Phellos şehrinin etrafını çevreleyen surlardan bir bölümü hala ayaktadır. Kentte yer alan rölyeflerle bezeli bir lahit, M.Ö. IV. yüzyıla ait diğer lahitler ve ev tipinde kayadan kesilmiş mezarlar kenti çevreler.
Belenli (İsinda):Kaş’tan 13 km. mesafede Belenli Köyünün hemen yakınındaki tepe üzerinde kurulmuştur. İsinda küçük bir Likya şehridir ve etrafı surlarla çevrilidir. Kentte yer alan akropolün ortasında Likya yazıtlı iki ev tipi mezar ilgi çekicidir. Ayrıca birçok kaya mezarı ile Roma Devri’ne ait Likya tipi lahitler günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Bezirgan (Pirha):Önemli bir yayla köyüdür. Pirha kalıntılarına köyden 20 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılır. Antik kent denizden 850 metre yüksekte kurulmuştur. Kaya mezarları çoktur ve yönleri denize doğrudur. Lahitler ise dağınık bir şekilde sıralanmıştır. Birçok heykel ve rölyef bulunmuş olup, Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir.
Sütlegen (Nisa):Kaş’a 60 km. mesafededir. Önemli bir yayla köyüdür. Ören yeri, köyden 15 dakika mesafededir. Şehrin Likçe olan ismi Neiseus, tiyatronun duvarında yazılmaktadır. Nisa’da Likya ve Roma Devri’nden kalma tarihi kalıntılar bulunur. Bazı lahitlerin ön cephelerinde, mızrak, kalkan, kadın ve erkek tasvirlerine rastlanmıştır. Antik kentin Agorası ve tiyatrosu bulunur. Likya Birliği Devri’nde bastırılan sikkeler, Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir.
NASIL GİDİLİR
Antalya- Kaş arası 192 km. Kaş ile Fethiye arası ise 110 km. Eğer Antalya’dan Kaş’a Gömbe üzerinden giderseniz yol üçte bir oranında uzuyor. Kaş ile Bodrum arası ise 400 km. Kaş’a karayolu ile varmak istiyorsanız, biraz sıkıntıyı göze almalısınız. Dağların denize dik uzanması, bölgeye yol yapımını güç bir hale getirmiş
NE YENİR
Akdeniz mutfağının yaygın olduğu Kaş beldesinde yöresel yemeklerin tadına bakabilirsiniz.
-Kırmızı Sulu Et
-Tarhana
-Erişte
-Çoban Salatası
-Höşmerim Tatlısı
-Sucuk Bulamacı
-Hibeş
Kaş yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur……
KAŞ’DA NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Güvercinleri ile ünlü Güvercinlik Mağarasına gidebilirsiniz.
-Kaş sularında dalgıçlık yapabilirsiniz.
-Bir dünya harikası olan Kaputaş plajında denize girme keyfini yaşayabilirsiniz.
-Gömbe’deki Yeşilgöl ve Uçarsu Şelalelerini görebilirsiniz.
-Üçağız’daki batık şehri görebilirsiniz.
-Yamaç paraşütü, ve su altı dalışları yapabilirsiniz.
-Yöreye özgü Kara kovan Balı ve Keçi boynuzu pekmezinden tadabilirsiniz.
-Kaş’a yakın antik kentlere gezi yapabilirsiniz.
Posted in Tatil Yerleri | No Comments »
Salı, Şubat 23rd, 2010
İzmir’in yeni gözdesi Özdere, son yıllarda yıldızı parlayan bir tatil yöresidir. Uzun sahilleri ve pırıl pırıl deniziyle bir çok tatilcinin tercih ettiği Özdere, Özellikle pansiyonları ve yazlıklarıyla ön plana çıkmaktadır.
GEZİLECEK YERLER
Plajlar
- Ahmetbeyli Koyu ve Plajları
- Koru Koyu ve Plajları
- Zindancık Koyu ve Plajları
- Gölyatağı Koyu
- Kuyubükü Koyu
- Çukuraltı Plajı
- 14 Evler Plajı
- Göktur Plajları
Piknik Alanları
- Kalemlik orman içi dinlenme alanları
- Ortamahalle Gençlik Parkı
- Gölyatağı
- Yıldırım Kamping ve piknik alanları….
Özdere’nin gezilecek yerleridir.
NASIL GİDİLİR
Seferihisar yönünden giderseniz 80 km.lik bir yolculuk sizi bekliyor. Ahmetbeyli tarafından 70 km, Adnan Menderes Havaalanı’ndan 45 km, Efes Havaalanı’ndan 35 km. lik bir yolculuktan sonra Özdere’ye varabilirsiniz.
NE YENİR
- Tavuklu Börek
- Topalak
- Keşkek
- Kulaklı Çorba
Özdere yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur……
ÖZDERE’ DE NELER YAPABİLİRSİNİZ
- Dünyaca ünlü Satsuma mandalinasından tadabilirsiniz.
- Sualtı dalışları ve avcılığı gibi çeşitli aktivitelerde bulunabilirsiniz.
- Efes Harabelerini günü birlik gezebilirsiniz.
- Şarabıyla ünlü Şirince’ ye gidebilirsiniz.
- Kuşadası Ve İzmir’e günlük alışverişe gidebilirsiniz.
- Özdere’nin mavi bayraklı plajlarında denize girme keyfini yaşayabilirsiniz.
Posted in Tatil Yerleri | No Comments »
Salı, Şubat 23rd, 2010
Balıkesir’in ilçesi olan Ayvalık, temiz deniz suyu ve plajlarla, yeşil zeytinliklerle sarılmış güzel kıyılara sahip, tarihi ve arkeolojik değerleri bünyesinde barındıran bir tatil merkezidir.
Ayvalık, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra, özellikle adalarının çevresi, deniz dibi zenginlikleri ile dalış tutkunlarının tercih ettiği önemli merkezlerden biridir. İlçe merkezinde bulunan dalış tekneleri ziyaretçilere Ayvalık’ın sualtı zenginliği ile tanışma fırsatı sunmaktadır.
GEZİLECEK YERLER
Alibey Adası ya da Cunda:
Ayvalık’ı açık denize karşı kapayan bu adaya bir köprü ile karayolundan geçmek mümkündür. Yazları Ayvalık’tan Alibey Adası’na her saat motor seferleri de yapılmaktadır. Adada çok sayıda kilise ve manastır vardır(Taksiyarhis dışındakiler yıkıntı halindedir,veya restore edilerek cami halini almıştır). Kiliselerin en büyüğü Taksiyarhis Kilisesi’dir. Kilisenin büyük çanı Bergama Müzesindedir. Adanın yüksek kesimlerinden boğazların, adaların, içiçe girmiş koyların güzellikleri seyre değer. Ada merkezinde sıralanmış balıkçı lokantalarında, meşhur Papalina, deniz mahsulleri , mezeleri ve zeytinyağlı ot yemekleri ile akşam yemeklerinin zevki doyumsuzdur.
Şeytan Sofrası:
Çamlık Orman Kampının yukarısındadır. Eski bir lav birikintisi olan tepe yuvarlak bir sofraya benzer. Demir kafes içinde şeytana ait olduğu söylenen kocaman bir ayak izi vardır. Çam ormanlarla kaplı(bu kısım yangından sonra ilave edilmiştir:çam ormanları yandıkdan sonra şeytan sofrası çok renksiz ve çıplak kalmasına rağmen hala çekiciliğini korumaktadır)Ayvalık adalarına hakim yüksek bir tepe olan Şeytan Sofrasından özellikle güneşin batışı izlenmeye değerdir. Bir lokantası bulunmaktadır.
Eski Ayvalık Evleri
Kapıları, alınlıkları, kapı tokmakları, pencereleri, tahta ve taş işçiliği ile görülmeye değer Ayvalık evleri görenleri geçmişe yolculuğa götürür.
Cami ve Kiliseler
Saatli Camii
İlçe merkezinde İsmet Paşa Mahallesinde yerli Rumlar tarafından kilise olarak yapılmış, 1928’den sonra camiye dönüştürülmüştür.
Çınarlı Camii : Zekibey mahallesinde eskiden kalma kilise olarak yapılmıştır.Cumhuriyet döneminde camiye dönüştürülmüştür.
Hamidiye Camii
Sultan Abdülhamid tarafından Ayvalıkta yaşayan müslümanlar için yaptırılmıştır.
Armutçuk Camii : Kendi adıyla anılan mahallededir. 1990 yıllarında hizmete girmiştir.
Şehitler Camii : Körfez bölgesinin en büyük camiisidir. Ali Çetinkaya mahallesindedir. 2001 yılında ibadete açılmıştır.
Taksiyarhis Kilisesi
1873 yılında inşa edilen kilise; akmayan, işlemeli sarımsak taşlarıyla dikkati çeken Aşağı Çeşme sırasındadır. Bulunduğu yer, Hıristiyanlar ile Müslümanların birlikte yaşadığı kentin ilk mahallesidir. Çevresindeki sokak dokusu ve neo-klasik özellik taşıyan sivil mimari dokusu tipik evleriyle bir bütünlük içindedir. Kilise, mimari özellikleri, içteki mermer işçiliği dini konuları içeren tavan süslemeleri, İsa’nın doğumundan ölümüne kadar anlatan resimleri , balık derisi üzerine yapılmış azize portreleri ile kentin halen bozulmamış en dikkate değer eseridir.
Aya Nikola Kilisesi
Alibey Adası’ndadır. Tevrat ve İncil’den alınan dini konuların işlendiği fresklerle süslenmiştir.
Ayışığı Manastırı
Ayışığı Manastırı diye türkçeleştirilen Patriça’daki (Alibey Adasının kuzeye doğru uzantısı) Manastıra Birinci ve İkinci Köyü geçtikten sonra ulaşılır. Büyük ölçüde kendine özgü yapısı ve özelliklerini koruyabilmiştir.
Leka Manastırı
Dalyan Boğazının körfeze girerken sol yakadaki zeytin ağaçlarının arasından görünen boğaza hakim manastır. Geleneksel manastır yapısının korunmuş olması, yapımında keşişlerin çalışmış olmasındandır.
Güvercin Adası
Tanrının kutsadığı yerlerden olan Pateriça Körfezinde bulunan Güvercin adası ve ada içindeki Manastır, ortaçağdan günümüze kadar gelebilmiş yapı olarak büyük ilgi görmektedir. Diğer adı Korsan Ada’sıdır. Korsanlığı bırakanların inzivaya çekildiği taş manastır 15.yy. da yapılmıştır. Mübadeleden sonra terkedilmiştir.
Çamlık
Şehrin hemen kenarında şehre hakim bir tepedir. Çamlarla kaplı tepede kır gazinoları bulunmaktadır.
NASIL GİDİLİR
Ayvalığa ulaşım karayolu ile gerçekleştirilebilir. Ayvalığın karayolu ulaşımını Çanakkale – İzmir ve Balıkesir -İzmir karayolları sağlamaktadır. Bunun yanında İstanbul’dan Balıkesir bağlantılı olarak denizyolu ve havayolu ile Ayvalığa ulaşmak mümkün. Yine Balıkesir bağlantılı olarak Ankara ve İzmir’den, Bandırma bağlantılı olarak İstanbul’dan demiryolu ile ulaşabilirsiniz. Ayvalık – Balıkesir arası yaklaşık 144 km’dir. Ayvalığa İstanbul’dan ve Ankara’dan belli başlı otobüs firmaları düzenli olarak seferler düzenlemektedirler
NE YENİR
Sizlere klasik yemeklerin dışında yöresel yemekleri de öneririz
-Peynirli Tatlısı
-Ceviz Çorbası
-Kaşarlı Kabak
-Lor Lokması
-Ada Köftesi
-Peynirli Kabak
-Balıklı Bamya
-Nohutlu Mezgit
Ayvalık yöresine özgü yemeklerdir.
Meraklısına duyurulur……
AYVALIK’DA NELER YAPABİLİRSİNİZ
-Şeytan Sofrasını gezebilirsiniz.
-Cunda adasına giderek balık yiyebilir,Kiliseleri gezebilirsiniz.
-Ayvalık adalarına giderek su altı dalışları yapabilirsiniz.
-Ayvalık Adalarında su altı dalışı yapmadan
-Sarımsaklı’da denize girme keyfini yaşayabilirsiniz.
-Adalara yapılan yat turlarına katılabilirsiniz.
-Güvercin adasını gezebilirsiniz.
-Eski Ayvalık Evlerini gezerek buradaki tarihi camileri ziyaret edebilirsiniz.
Posted in Tatil Yerleri | No Comments »